<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikolog Çaksen</title>
	<atom:link href="https://www.psikologcaksen.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.psikologcaksen.com</link>
	<description>Konya Meram’da bireysel terapi, EMDR ve ergen psikolojisi. Yüz yüze ve online randevu.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 10 May 2026 09:00:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.psikologcaksen.com/wp-content/uploads/2025/12/cropped-cropped-Psikolog-C╠gaksen-Logo-32x32.png</url>
	<title>Psikolog Çaksen</title>
	<link>https://www.psikologcaksen.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>10 Mayıs&#8217;ta Klinikten: Psikolog Olduğumu Fark Ettiğim An</title>
		<link>https://www.psikologcaksen.com/psikologlar-gununde-klinikten-feyza/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyza Çaksen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.psikologcaksen.com/psikologlar-gununde-klinikten-feyza/</guid>

					<description><![CDATA[10 Mayıs&#8217;ta Klinikten: Psikolog Olduğumu Fark Ettiğim An Bugün benim günüm. Ya da öyle söylüyorlar. 10 Mayıs, Dünya Psikologlar Günü. Sosyal medyada &#8220;psikologlarımız kutlu olsun&#8221; mesajları, çiçek görselleri, &#8220;ruh sağlığı önemli&#8221; paylaşımları. Ben de bu paylaşımları gördüğümde tuhaf bir şey hissediyorum. Tam olarak ne hissediyorum biliyor musunuz? Acaba benim de bu günü kutlamasam mı? Çünkü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">10 Mayıs&#8217;ta Klinikten: Psikolog Olduğumu Fark Ettiğim An</h1>



<p>Bugün benim günüm.</p>



<p>Ya da öyle söylüyorlar. 10 Mayıs, Dünya Psikologlar Günü. Sosyal medyada &#8220;psikologlarımız kutlu olsun&#8221; mesajları, çiçek görselleri, &#8220;ruh sağlığı önemli&#8221; paylaşımları.</p>



<p>Ben de bu paylaşımları gördüğümde tuhaf bir şey hissediyorum. Tam olarak ne hissediyorum biliyor musunuz? <em>Acaba benim de bu günü kutlamasam mı?</em></p>



<p>Çünkü bu mesleği yapan biri olarak şunu iyi biliyorum: Psikologlar da yorulur. Psikologlar da kendi seanlarına ihtiyaç duyar. Ve psikologlar da zaman zaman &#8220;ben nasılım, gerçekten?&#8221; diye sormayı unutur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bu Mesleği Neden Seçtim?</h2>



<p>Bana bunu soran çok oldu. &#8220;Neden psikolog oldun?&#8221; diye.</p>



<p>Dürüst cevap şu: Hem kendi sorularım, hem de başkalarının sorularına dayanma kapasitesini geliştirme isteğiyle. Psikolojiye gittiğimde &#8220;insanları anlamak istiyorum&#8221; diyordum. Ama zamanla fark ettim ki asıl mesele kendimi anlamak.</p>



<p>Ve bu mesleği yaptıkça — klinikte oturarak, dinleyerek, kimi zaman seansın ağırlığıyla eve giderek — o anlamanın hiç bitmeyeceğini öğrendim. Bu hem güzel, hem yorucu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Klinik Kapısının Arkasında Ne Oluyor?</h2>



<p>İnsanlar kliniğe geldiğinde çoğu zaman en zor şeyi taşıyorlar. En utandıkları şeyi, en çok korktukları şeyi, kimseye söyleyemedikleri şeyi.</p>



<p>Bu sorumluluk büyük. Gerçekten büyük.</p>



<p>Bir seansın ardından bazen masanın karşısında oturur, kahvemin soğuduğunu fark ederim. Birinin acısını tutmanın bir yolu var — tutuyorsunuz, bir yere koyuyorsunuz, ama o acı sizde iz bırakmadan geçmiyor. Bırakmamalı da. Bırakmıyorsa zaten bir şeylerin yanlış gittiği anlamına gelir.</p>



<p>İyi bir psikolog duyarsız değil, taşıyanın içinde erimeyecek kadar güçlü olandır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bu Mesleğin En Güzel Tarafı</h2>



<p>Ama şunu da söylemem lazım.</p>



<p>Birinin yüzünde bir şeylerin çözüldüğünü gördüğüm o an — &#8220;tamam, sanırım bu işe yarıyor&#8221; dedikleri o anlar — başka hiçbir şeyle karşılaştıramıyorum.</p>



<p>Ya da aylarca &#8220;ben değişemem&#8221; diye gelen birinin, bir gün bakış açısının değiştiğini fark ettiği o seans. Ya da çift olarak gelen ve birbirlerine küstüğünü sanan iki kişinin, aslında birbirini çok özlediğini fark ettiği o an.</p>



<p>Bu anlar için bu mesleği yapıyorum. Ve bu anlar, yorgunluğun üstüne öyle bir anlam katıyor ki — &#8220;yine geleceğim&#8221; demek için yeterli oluyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">10 Mayıs&#8217;ta Size Sormak İstediğim Bir Şey Var</h2>



<p>Bu gün psikologları kutlamak için güzel. Ama ben bu günde sizi de düşünmek istiyorum.</p>



<p>Çünkü siz de bir yükü taşıyorsunuzdur. Bir şeyi çözemiyorsunuzdur. Ya da belki her şey yolunda görünüyor ama içinizde hâlâ bir boşluk var.</p>



<p>Bu boşluk bazen &#8220;bir şeyin yanlış&#8221; olduğunu değil, &#8220;bir şeyin eksik&#8221; olduğunu söylüyor. Ve bu eksiklik için yardım istemek — güçlük değil, farkındalıktır.</p>



<p>Terapi için büyük bir kriz beklemenize gerek yok. Hayatınızın daha iyi gidebileceğini hissetmek yeterli. Ve bu hissi duymak — zaten başlangıç noktası.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Klinikten: Bu Günde Kapımız Açık</h2>



<p>Psikologlar Günü&#8217;nde hem meslektaşlarıma teşekkür etmek istiyorum — bu ağır, değerli, anlamlı emeğin içinde olan herkese. Hem de size bir şey söylemek istiyorum:</p>



<p><strong>Yardım istemek için doğru gün her gündür. Ama bugün başlamak için iyi bir neden.</strong></p>



<p>Bireysel terapi, çift terapisi ya da sadece &#8220;ne yapmalıyım&#8221; sorusuyla gelmek istiyorsanız — kapı açık.</p>



<p><em>— Feyza</em></p>



<h2 class="wp-block-heading">Sık Sorulan Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Psikolog kendi psikolojik sorunlarını nasıl yönetir?</h3>



<p>Psikoloji eğitimi, sorunların olmadığını değil — onlarla nasıl başa çıkılacağını öğretir. Pek çok psikolog kendi süpervizyon ya da kişisel terapi süreçlerine devam eder. Bu hem mesleki etik gereği hem de sürdürülebilir bir çalışma için sağlıklı bir pratiktir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Hangi aralıkta terapi seansına gidilmeli?</h3>



<p>Başlangıçta genellikle haftada bir seans önerilir. Süreç ilerledikçe bu sıklık danışanla birlikte belirlenir. Bazı kişiler ayda iki seansta çok iyi ilerleme kaydeder; bazıları için yoğun bir başlangıç daha verimli olur. Esnek bir plan her zaman mümkündür.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Psikolog ile danışman arasında fark var mı?</h3>



<p>Evet. Klinik psikolog, yüksek lisans eğitimi almış ve psikoterapi uygulayabilen uzmandır. Psikolojik danışman ise ağırlıklı olarak rehberlik ve gelişimsel destek alanında çalışır. Klinik bir sorun söz konusuysa klinik psikolog veya psikiyatrist daha uygun tercih olabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Terapiye kaç seans devam etmek gerekir?</h3>



<p>Bu sorunun yanıtı kişiye ve hedefe göre değişir. Belirli bir sorun üzerine odaklanan kısa süreli terapi 8–16 seans arasında tamamlanabilir. Daha derin ve köklü değişimler için uzun süreli çalışma tercih edilebilir. Terapist ve danışan bu planı birlikte belirler.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Online ve Yüz Yüze Terapi — Terapist Olarak İki Ortamda Ne Fark Ettim</title>
		<link>https://www.psikologcaksen.com/online-yuzyuze-terapi-terapist-gozuyle/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyza Çaksen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 11:05:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bireysel Gelişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.psikologcaksen.com/online-yuzyuze-terapi-terapist-gozuyle/</guid>

					<description><![CDATA[Online ve Yüz Yüze Terapi — Terapist Olarak İki Ortamda Ne Fark Ettim İlk online seansımı yaparken itiraf edeyim — biraz endişeliydim. Yıllarca yüz yüze çalışmıştım. Ekranın sınırladığı şeyler var diye düşünüyordum: beden dili daha az görünür, oda hissi yok, o &#8220;aynı mekânda olmak&#8221; enerjisi farklı. Yanılmıyor değildim. Ama eksik düşünüyordum. Yüz Yüze Seansda Kaybolan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Online ve Yüz Yüze Terapi — Terapist Olarak İki Ortamda Ne Fark Ettim</h1>



<p>İlk online seansımı yaparken itiraf edeyim — biraz endişeliydim. Yıllarca yüz yüze çalışmıştım. Ekranın sınırladığı şeyler var diye düşünüyordum: beden dili daha az görünür, oda hissi yok, o &#8220;aynı mekânda olmak&#8221; enerjisi farklı.</p>



<p>Yanılmıyor değildim. Ama eksik düşünüyordum.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yüz Yüze Seansda Kaybolan Şeyler</h2>



<p>Yüz yüze terapinin tartışmasız güçlü yanları var. Aynı odada olmak, sözel olmayan her şeyi daha zengin kılıyor. Nasıl oturduğu, elleri, nefesi, odaya girerkenki hali — bunlar ekrandan geçmiyor tam anlamıyla.</p>



<p>Derin travma çalışmalarında veya beden odaklı seanslarında bu fark belirginleşiyor. Biri derin bir şeyi işlerken, yanında fiziksel olarak bulunmak — o boşlukta sessizce oturmak — farklı bir şey. Ekranın karşısında bunu tamamen yeniden yaratamıyorsunuz.</p>



<p>Bir de odaya gelmenin ritüel değeri var. Kliniğe gelmek, ayakkabılarını çıkarmak, oturmak — bu geçiş bazı kişilerde &#8220;şimdi terapideyim&#8221; modunu açıyor. Online seansda bu geçiş yok. Kimisi için fark etmiyor, kimisi için önemli.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Online Seansda Beklenmedik Şeyler</h2>



<p>Bazı danışanlar online ortamda daha açık konuşuyor. Bunu ilk fark ettiğimde şaşırdım. Kendi evinden, kendi köşesinden bağlananlar için bu alan bazen daha güvenli hissettiriyor. Yüz yüze göz teması yok, fiziksel yakınlık yok — bu bazı kişiler için zorluğu azaltıyor.</p>



<p>Sosyal kaygısı yüksek olanlar için bu özellikle belirgin. Bekleme odasında oturmak, gözlerimin içine bakmak zorunda kalmak — bunlar ekstra bir yük. Online seansda bu yük yok. Ve bazen o yükün yokluğu, asıl konuya daha erken ulaşmamızı sağlıyor.</p>



<p>Bir de şunu fark ettim: Kişinin kendi evini, odasını görmek bazen terapötik bilgi veriyor. Arka plandaki o dağınıklık, duvardaki fotoğraf, yanındaki çay bardağı — bunlar kasıtlı değil ama konuşuyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">EMDR Online Çalışıyor mu?</h2>



<p>Bu soruyu çok alıyorum. Cevap: Evet, çalışıyor — ama bazı uyarlamalar gerekiyor.</p>



<p>Göz hareketleri yerine genellikle tapping — ellere ya da dizlere dönüşümlü hafif dokunuşlar — kullanıyorum. Danışan bunu kendi yapıyor, ben yönlendiriyorum. Araştırmalar online EMDR&#8217;nin etkinliğini destekliyor. Klinik deneyimim de bunu doğruluyor.</p>



<p>Yine de çok derin, karmaşık travma tablolarında yüz yüze tercih ediyorum. Stabilizasyon aşaması yeterliyse, anı çalışmasına geçmek için çoğunlukla yüz yüze daha iyi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Hangisini Öneriyorum?</h2>



<p>Dürüst cevap şu: Kişiye göre değişiyor. Ve çoğu zaman deneyerek anlıyoruz.</p>



<p>Bazı danışanlarla yıllarca online çalıştım — çok verimli geçti. Bazılarıyla online başladık, birkaç seans sonra &#8220;yüz yüze deneyelim mi?&#8221; dedik, fark hissettiler. Bazıları tam tersi — yüz yüze başladı, iş seyahatleri çıkınca online geçtik ve hiçbir şey değişmedi.</p>



<p>Benim için belirleyici olan şu: Hangi formatta daha düzenli devam edebilirsiniz? Terapi bir-iki seanstan oluşmuyor. Haftalık ritmi koruyabileceğiniz format, uzun vadede daha iyi sonuç veriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bu Konuyla Çalışmak İster Misiniz?</h2>



<p>Online veya yüz yüze — her ikisi de mümkün. Konya Selçuklu&#8217;daki kliniğimde yüz yüze, istediğiniz her yerden online görüşme yapabiliyoruz.</p>



<p>Hangisinin size uygun olduğundan emin değilseniz, ilk görüşmede bunu birlikte konuşabiliriz. <a href="/iletisim">Buradan ulaşabilirsiniz</a>.</p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h3 class="wp-block-heading">İlgili Yazılar</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/online-terapi-mi-yuzyuze-mi">Online Terapi mi, Yüz Yüze mi?</a></li>
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/seans-oncesi-kaygi-hakkinda">Seansa Gitmeden Önce: Kaygı ve Sorular</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarla Çalışmak — Odada Bıraktıkları</title>
		<link>https://www.psikologcaksen.com/cocuklarla-calismak-odada-biraktiklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyza Çaksen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 11:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.psikologcaksen.com/cocuklarla-calismak-odada-biraktiklari/</guid>

					<description><![CDATA[Çocuklarla Çalışmak — Odada Bıraktıkları Bir çocuk ilk kez odaya girdiğinde genellikle iki şeyden birini yapıyor: Ya her şeye dokunuyor — rafları, oyuncakları, kum tepsisini — ya da kapıya yakın duruyor ve bekliyor. İkisi de bana çok şey anlatıyor. Çocuklarla çalışmayı sevmemin en büyük nedeni bu: Onlar henüz nasıl saklanacaklarını tam öğrenmemiş. Yetişkinler yıllarca &#8220;iyi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Çocuklarla Çalışmak — Odada Bıraktıkları</h1>



<p>Bir çocuk ilk kez odaya girdiğinde genellikle iki şeyden birini yapıyor: Ya her şeye dokunuyor — rafları, oyuncakları, kum tepsisini — ya da kapıya yakın duruyor ve bekliyor. İkisi de bana çok şey anlatıyor.</p>



<p>Çocuklarla çalışmayı sevmemin en büyük nedeni bu: Onlar henüz nasıl saklanacaklarını tam öğrenmemiş. Yetişkinler yıllarca &#8220;iyi görünmeyi&#8221; prova etmiş olarak geliyor seansa. Çocuklar doğrudan geliyor — bazen öfkeyle, bazen sessizlikle, bazen oyunun içinden.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çocuklar Konuşmak Yerine Oynar</h2>



<p>&#8220;Çocuğuma ne olduğunu anlatmasını istesem de anlatamıyor&#8221; diyen ebeveynleri çok duyuyorum. Bu bir eksiklik değil — çocukların dili farklı. Duygularını kelimelerle değil, oyunla ifade ediyorlar.</p>



<p>Bir çocuk kum tepsisinde tekrar tekrar bir evi yıkıp yeniden kuruyorsa, bu boşta bir oyun değil. Annesiyle babasının boşanma sürecini işliyor olabilir. Oyuncak aslanı hep köşeye saklayan çocuk belki kendini öyle hissediyordur — tehlikeli, kovulacak. Bu temaları fark etmek, yorumlamak ve güvenli biçimde çalışmak; oyun terapisinin özü bu.</p>



<p>Ben seanslar sırasında yönlendirmiyorum. Çocuğun seçtiği materyale, kurduğu senaryoya, ürettiği kurallara bakıyorum. Neyi seçtiği, neyi seçmediği, hangi figürü daima köşede bıraktığı — bunlar çok konuşuyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ebeveynler Genellikle Şaşırıyor</h2>



<p>&#8220;Sadece oyun oynadı, ne değişecek ki?&#8221; sorusu çok geliyor. Haklı bir soru — dışarıdan bakınca öyle görünüyor.</p>



<p>Ama seanslar ilerledikçe ebeveynler şunu fark ediyor: Çocuk evde farklı davranmaya başlıyor. Öfke patlamaları azalıyor. Uyku düzeni oturuyor. Okula gitmekte zorlanmıyorsa kolaylaşıyor. Bu değişimler bazen hızlı, bazen yavaş — ama geliyor.</p>



<p>Çünkü oyun terapisinde çocuk bir şeyi işliyor. Kelimelerle yapamadığı ama oyunun güvenli alanında yapabileceği bir işleme. Ve bu işleme gerçek.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ebeveyn Olmadan Çalışmak Eksik Kalıyor</h2>



<p>Çocuklarla çalışmanın en zorlu kısmı şu: Çocuk klinikte değişiyor ama ev sistemi aynı kalıyorsa bu değişim kalıcı olmuyor.</p>



<p>Bu yüzden her 4-6 seanste bir ebeveynle görüşüyorum. Seansda neler olduğunu paylaşmıyorum — bu çocuğun güvenli alanı. Ama evde ne yapılabileceğini, hangi tepkilerin işe yaradığını, hangi sözlerin yük oluşturduğunu konuşuyoruz.</p>



<p>Bazen bu görüşmelerde şunu duyuyorum: &#8220;Ben de çocukken böyle hissettim.&#8221; O an çoğu zaman çok değerli bir kapı açılıyor. Çünkü ebeveynin kendi geçmişi, çocuğuna tepkilerini şekillendiriyor. Bunu fark etmek, değişimin önünü açıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Odada En Çok Ne Bırakıyorlar</h2>



<p>Yıllar içinde çocuklarla çalışırken şunu gördüm: En çok bıraktıkları şey güvensizlik. &#8220;Yetişkinler beni duymuyor&#8221;, &#8220;Ne hissetsem yanlış&#8221;, &#8220;Öfkelenince sevilmiyorum.&#8221; Bu inançlar küçük bedenler için çok ağır.</p>



<p>Ve şunu da gördüm: Bu inançlar değişiyor. Güvenli bir yetişkinin tutarlı varlığıyla, oyunun içinde verilen küçük mesajlarla — &#8220;burada ne hissedersen hisset&#8221;, &#8220;öfkelenmek de tamam&#8221;, &#8220;seni buraya getiren şey seni değersiz yapmıyor&#8221; — bu inançlar yavaş yavaş çözülüyor.</p>



<p>Bu değişimi izlemek; bu işin en güzel yanı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çocuğunuz İçin Destek Almayı Düşünüyorsanız</h2>



<p>Çocuğunuzda bir değişim fark ettiniz — okul, uyku, öfke, içe kapanma. &#8220;Geçer mi?&#8221; diye bekliyorsunuz belki. Bazen geçiyor. Ama bazen erken bir adım çok şeyi kolaylaştırıyor.</p>



<p>İlk görüşmeyi çoğunlukla ebeveynle yapıyorum. Çocuğu tanımak, süreci planlamak ve sorularınızı yanıtlamak için. <a href="/iletisim">Buradan ulaşabilirsiniz</a>.</p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h3 class="wp-block-heading">İlgili Yazılar</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/konya-cocuk-psikologuna-nasil-gidilir">Konya&#8217;da Çocuk Psikologuna Nasıl Gidilir?</a></li>
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/cocuk-istismari-farkindalik-terapist-gozunden">Çocuk İstismarı Farkındalık: Terapist Gözünden</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaçınma Kaygıyı Nasıl Büyütür — ve Ben Bunu Seanslarımda Nasıl Çalışıyorum</title>
		<link>https://www.psikologcaksen.com/kacinma-kaygiyi-nasil-buyutur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyza Çaksen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 11:03:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kaygı ve Stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.psikologcaksen.com/kacinma-kaygiyi-nasil-buyutur/</guid>

					<description><![CDATA[Kaçınma Kaygıyı Nasıl Büyütür — ve Ben Bunu Seanslarımda Nasıl Çalışıyorum Bir danışanım asansöre binmiyordu. Yıllardır. Merdivenden çıkmak bazen çok zaman alıyordu ama &#8220;en azından panik olmuyorum&#8221; diyordu. Bir gün sordum: &#8220;Asansöre binmemeniz sizi ne kadar özgür bırakıyor?&#8221; Uzun bir sessizlik oldu. Sonra: &#8220;Aslında her gün onun etrafında düşünmek zorundayım.&#8221; Kaçınma tam bunu yapıyor. Kısa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Kaçınma Kaygıyı Nasıl Büyütür — ve Ben Bunu Seanslarımda Nasıl Çalışıyorum</h1>



<p>Bir danışanım asansöre binmiyordu. Yıllardır. Merdivenden çıkmak bazen çok zaman alıyordu ama &#8220;en azından panik olmuyorum&#8221; diyordu. Bir gün sordum: &#8220;Asansöre binmemeniz sizi ne kadar özgür bırakıyor?&#8221; Uzun bir sessizlik oldu. Sonra: &#8220;Aslında her gün onun etrafında düşünmek zorundayım.&#8221;</p>



<p>Kaçınma tam bunu yapıyor. Kısa vadede rahatlatıyor. Uzun vadede hayatı daralıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kaygı Neden Geçmiyor?</h2>



<p>Kaygı beynin tehlike sisteminin çalışmasıdır. Gerçek bir tehlike varsa bu sistem hayat kurtarır. Ama kaygı bozukluğunda beyin tehlike olmayan yerlerde de alarm veriyor — topluluk önünde konuşmak, asansöre binmek, bir mesaj göndermek.</p>



<p>Bu alarmı bastırmanın en hızlı yolu kaçınmak. Ve beyin bunu öğreniyor: &#8220;Oraya gitmedim, kötü bir şey olmadı. Demek ki gitmemek doğruydu.&#8221; Ama bu öğrenme yanlış — tehlike olmadığı için kötü bir şey olmadı, siz kaçındığınız için değil.</p>



<p>Kaçınma her tekrarlandığında kaygının eşiği düşüyor. Başlangıçta yalnızca büyük toplantılarda konuşmak zordu. Zamanla küçük grup sohbetleri de zor olmaya başlıyor. Sonra telefon görüşmeleri. Sonra mesajlar. Hayat yavaş yavaş küçülüyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bunu Söylemek Yeterli Mi?</h2>



<p>&#8220;Kaçınmak kaygıyı büyütür&#8221; dediğimde çoğu danışan başını sallıyor — bunu zaten biliyor. Ama bilmek neden yetmiyor?</p>



<p>Çünkü kaygı anlık ve bedensel. &#8220;Mantıken biliyorum ama bedenimde yaşıyorum&#8221; cümlesi kaygı bozukluğunun tam tanımı aslında. Bilişsel farkındalık gerekli ama yeterli değil. Bedenin de o tehlikenin gerçek olmadığını öğrenmesi lazım. Ve beden bunu ancak deneyimleyerek öğreniyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Seanslarımda Ne Yapıyorum</h2>



<p>Kaygı çalışmasının merkezinde maruz bırakma var. Ama bunu &#8220;git ve kork&#8221; şeklinde yapmıyorum — bu yeniden travmatize eder.</p>



<p>Önce bir hiyerarşi oluşturuyoruz. Danışanla birlikte &#8220;en az kaygı vereneden en çok kaygı verene&#8221; doğru bir liste yapıyoruz. Asansör örneğinde şöyle olabilir: Asansörün önünde durmak → Kapısına basmak → Birlikte bir kat çıkmak → Tek başına bir kat → Daha uzun yolculuklar.</p>



<p>Her adımda kaygı yükselir — bu beklenen. Ama orada kalırsanız kaygı düşer. Beyin öğrenir: &#8220;Tehlike yokmuş.&#8221; Bu öğrenme kalıcı.</p>



<p>Paralelde düşünce kalıplarıyla da çalışıyoruz. Kaygı genellikle felakete götürüyor: &#8220;Asansörde bayılırsam ne olur?&#8221; Bu soruyu birlikte inceliyoruz. Gerçekten ne olma ihtimali var? En kötü senaryo gerçekleşseydi ne olurdu? Çoğu zaman felaket senaryosu test edildiğinde gücünü kaybediyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Panik Atak Ayrı Bir Hikâye</h2>



<p>Panik atakla gelen danışanlar için ilk yapılan şey psikoeğitim — paniğin ne olduğunu anlamak. Çünkü panik atakta beyin &#8220;ölüyorum&#8221; mesajı gönderiyor. Kalp krizi sanmak çok yaygın.</p>



<p>Ama panik atak geçer. Her zaman. Belirli bir zirveye ulaşır ve iner. Bunu bilmek — ve bunu deneyimlemek — paniği farklı hissettiriyor. &#8220;Bu geçecek&#8221; bilgisi korkunun yarısını alıyor.</p>



<p>Sonraki adım panik ataktan kaçınmamayı öğrenmek. Bu kulağa garip geliyor, biliyorum. Ama panik ataktan korkmak — &#8220;ya tekrar olursa&#8221; kaygısı — çoğu zaman panik atağın kendisinden daha yıpratıcı. Ve o korku, kaçınmayı besliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kaygıyla Yaşamayı Değil, Kaygıya Rağmen Yaşamayı</h2>



<p>Hedef kaygıyı tamamen yok etmek değil. Kaygı insan olmanın bir parçası — tamamen sıfırlamak ne mümkün ne de sağlıklı. Hedef şu: Kaygı hayatınızı yönlendirmesin. Siz yönlendirin.</p>



<p>O danışanım sonunda asansöre bindi. İlk birkaç kez zor oldu. Sonra alıştı. Bir gün &#8220;artık düşünmüyorum bile&#8221; dedi. Bu cümle benim için her seferinde aynı şeyi hissettiriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bu Konuyla Çalışmak İster Misiniz?</h2>



<p>Kaçındığınız şeyler mi var? Hayatınızın daralıp daralmaığını hissediyor musunuz? Bunu çalışmak mümkün — adım adım, güvenli şekilde.</p>



<p>Yüz yüze veya online görüşme için <a href="/iletisim">buradan ulaşabilirsiniz</a>.</p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h3 class="wp-block-heading">İlgili Yazılar</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/seans-oncesi-kaygi-hakkinda">Seansa Gitmeden Önce: Kaygı ve Sorular</a></li>
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/depresyonla-gelen-biri-seansa-oturduğunda">Depresyonla Gelen Biri Seansa Oturduğunda</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyonla Gelen Biri Seansa Oturduğunda İlk Fark Ettiğim Şey</title>
		<link>https://www.psikologcaksen.com/depresyonla-gelen-biri-seansa-oturdugunda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyza Çaksen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 11:02:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kaygı ve Stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.psikologcaksen.com/depresyonla-gelen-biri-seansa-oturdugunda/</guid>

					<description><![CDATA[Depresyonla Gelen Biri Seansa Oturduğunda İlk Fark Ettiğim Şey Yorgunluk. Sadece &#8220;yorgunum&#8221; değil — o kişi sanki çok uzun bir yolculuktan gelmiş gibi oturuyor. Bazen kelimeler az. Bazen çok — ama anlamsız bir akış gibi. Bazen gözlerde bir boşluk var, sesinizle değil de içinden bir yerden konuşuyor gibi hissettiriyorlar. Depresyonla gelen kişilerde beni en çok [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Depresyonla Gelen Biri Seansa Oturduğunda İlk Fark Ettiğim Şey</h1>



<p>Yorgunluk. Sadece &#8220;yorgunum&#8221; değil — o kişi sanki çok uzun bir yolculuktan gelmiş gibi oturuyor. Bazen kelimeler az. Bazen çok — ama anlamsız bir akış gibi. Bazen gözlerde bir boşluk var, sesinizle değil de içinden bir yerden konuşuyor gibi hissettiriyorlar.</p>



<p>Depresyonla gelen kişilerde beni en çok çarpan şey bu oluyor: O yorgunluk. Sadece uyumadığı için değil. Bir süredir var olmak için çok çabaladığı için.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Depresyon &#8220;Üzgün Olmak&#8221; Değil</h2>



<p>En yaygın yanılgı bu. Depresyon üzüntü değil — çoğu zaman hiçbir şey hissedememek. Bir uyuşukluk, bir boşluk. &#8220;Ağlamak istiyorum ama ağlayamıyorum&#8221; diyenler var. &#8220;Eskiden sevdiğim şeyler artık hiçbir şey hissettirmiyor&#8221; diyenler.</p>



<p>Bu fark önemli. Çünkü &#8220;neden bu kadar üzgünsün?&#8221; sorusu bazen yanlış sorudur. Daha doğru soru: &#8220;Neyi hissedemez hale geldin?&#8221;</p>



<p>Bir de şu var: Depresyon çoğu zaman bedensel gelir. Sabah kalkmak çok zor. Yemek yemek anlamsız. Baş ağrıları, mide sorunları, kronik bir yorgunluk — bunların bir kısmı organik bir nedene bağlı değil, depresyonun bedendeki yansımaları. Bu yüzden &#8220;sürekli yorgunum ama tıbben bir şey yok&#8221; diyen kişilerin ruh sağlığı değerlendirmesine ihtiyacı olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Seansın İlk Döneminde Ne Yapıyorum</h2>



<p>Depresyonla gelen biriyle ilk seanslar çoğu zaman ağır geçiyor. Çok şey anlatılıyor ya da hiç anlatılamıyor. İkisi de normal.</p>



<p>Bu dönemde en çok dikkat ettiğim şey: zorlamadan güven inşa etmek. Depresyonda olan biri zaten çok enerji harcıyor — bir de terapi baskısı eklersem bu yük olur. İlk hedef güvenli bir alan. &#8220;Burada yargılanmıyorum&#8221; hissinin yerleşmesi.</p>



<p>Bir de erken dönemde davranışsal aktivasyon çalışmaları yapıyoruz. Büyük hedefler değil — küçük, somut adımlar. Gün içinde bir kez dışarı çıkmak. On dakika yürümek. Bir fincan çayı oturarak içmek. Bu basit görünüyor ama depresyonda motivasyon değil eylem önce gelir. Önce hareket, sonra his. Bunun tersi genellikle çalışmıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Düşünce Kalıplarıyla Çalışmak</h2>



<p>Depresyonun en sinsi yanı düşüncelere ne yaptığı. &#8220;Zaten beceremem&#8221;, &#8220;kimse umursamaz&#8221;, &#8220;böyle kalacak&#8221; — bu düşünceler gerçek hissettiriyor. Çünkü beyin çok yorgun ve olumsuz olana odaklanmak daha az enerji gerektiriyor.</p>



<p>Bu kalıplarla çalışırken yapmaya çalıştığım şey şu: O düşüncenin gerçek mi yoksa depresyonun ürettiği bir şey mi olduğunu ayırt etmek. Çoğu zaman ikinci. &#8220;Kimse umursamıyor&#8221; derken, birinin önemsediğinin kanıtları var mı hayatınızda? Bazen var — ama depresyon görmemizi engelliyor.</p>



<p>Bu çalışma anlık sonuç vermiyor. Ama zamanla o otomatik seslerin gücü azalıyor. Ve kişi yavaş yavaş o sese daha az inanmaya başlıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Geçmişe de Bakmak Gerekiyor</h2>



<p>Depresyonun altında çoğu zaman daha eski bir şey var. İşlenmemiş bir kayıp. Uzun süre baskılanmış bir öfke. Kendine yöneltilmiş bir suçluluk. Bu katmana sadece davranışsal çalışmayla ulaşmak yeterli olmuyor.</p>



<p>Bu yüzden gerektiğinde daha derin bir çalışmaya geçiyoruz. Bazen EMDR, bazen varoluşsal sorular. &#8220;Bu depresyon ne zamandan beri var? Hayatımda o dönemde ne olmuştu?&#8221; Cevaplar her zaman beklediğimiz yerde çıkmıyor. Ama çoğu zaman çıkıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İlaç Meselesinde Ne Düşünüyorum</h2>



<p>Bu soruyu çok alıyorum: &#8220;İlaç kullansam mı?&#8221;</p>



<p>Psikolog olarak ilaç yazmıyorum ve bu konuda karar verecek kişi psikiyatrist. Ama şunu söyleyebiliyorum: Orta ve ağır depresyonda terapi ile ilaç birlikte kullanıldığında sonuçlar çok daha güçlü. İlaç bazen o ilk enerjiyi sağlıyor — terapide çalışabilecek kadar. Terapi ise ilacın bırakılmasından sonra koruyucu etkiyi sürdürüyor.</p>



<p>İlaç kullanan danışanlarla terapi yapmak hem güvenli hem etkili. İkisi çelişmiyor — birbirini tamamlıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bu Konuyla Çalışmak İster Misiniz?</h2>



<p>Depresyon &#8220;kendini toparla&#8221; ile geçmiyor. Ama geçiyor. Bu cümleyi ilk kez duyuyorsanız veya inanmakta zorlanıyorsanız — bu da normal. Depresyon tam olarak bunu yapıyor: iyileşmeye inanmayı zorlaştırıyor.</p>



<p>Eğer bu yazıda tanıdığınız bir şey varsa, ilk adım bir görüşme olabilir. Uzun bir taahhüt değil — sadece bir konuşma. <a href="/iletisim">Buradan ulaşabilirsiniz</a>.</p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h3 class="wp-block-heading">İlgili Yazılar</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/kacinma-kaygiyi-nasil-buyutur">Kacınma Kaygıyı Nasıl Büyütür?</a></li>
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/kendimi-kaybettim-psikolojik-tukenme">Kendimi Kaybettim: Psikolojik Tükenmişlik</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EMDR Seansında Gerçekte Ne Olur?</title>
		<link>https://www.psikologcaksen.com/emdr-seansinda-gercekte-ne-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyza Çaksen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 11:01:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma ve EMDR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.psikologcaksen.com/emdr-seansinda-gercekte-ne-olur/</guid>

					<description><![CDATA[EMDR Seansında Gerçekte Ne Olur? EMDR&#8217;yi ilk duyduğumda ben de şüpheyle yaklaştım. &#8220;Göz hareketleriyle travma geçiyor mu?&#8221; sorusu kulağa fazla basit geliyordu. Sonra eğitimi aldım, süpervizörlerimle çalıştım, kendi seanslarımda uygulamaya başladım. Ve o ilk danışanımın yüzünü hâlâ hatırlıyorum — sekiz yıldır taşıdığı bir anının üçüncü seansta nasıl ağırlaşmaktan çıktığını. Sihir değil. Ama açıklayabileceğimizden biraz daha [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">EMDR Seansında Gerçekte Ne Olur?</h1>



<p>EMDR&#8217;yi ilk duyduğumda ben de şüpheyle yaklaştım. &#8220;Göz hareketleriyle travma geçiyor mu?&#8221; sorusu kulağa fazla basit geliyordu. Sonra eğitimi aldım, süpervizörlerimle çalıştım, kendi seanslarımda uygulamaya başladım. Ve o ilk danışanımın yüzünü hâlâ hatırlıyorum — sekiz yıldır taşıdığı bir anının üçüncü seansta nasıl ağırlaşmaktan çıktığını.</p>



<p>Sihir değil. Ama açıklayabileceğimizden biraz daha derin bir şey.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Önce Şunu Netleştireyim: EMDR Anıyı Silmiyor</h2>



<p>En sık sorulan soru bu: &#8220;O olayı unutacak mıyım?&#8221; Hayır.</p>



<p>EMDR&#8217;nin amacı travmatik anıyı yok etmek değil — o anının duygusal yükünü azaltmak ve onu geçmişe yerleştirebilmek. Olay yaşandı; ama artık &#8220;şimdiymiş gibi&#8221; hissetmeyecek.</p>



<p>Bunu şöyle tarif ediyorum: Normal bir anı düşündüğünüzde — mesela çocukken düştüğünüz bir an — onu hatırlarsınız, belki hafif bir şey hissedersiniz, ama bedeniniz o düşüşü yeniden yaşamaz. Travmatik bir anı düşündüğünüzde ise beyin hâlâ orada tepki verir. EMDR bu farkı kapatmaya çalışır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Seansta Gerçekte Ne Oluyor?</h2>



<p>EMDR seansı kelimeler üzerine kurulu değil. Anıyı defalarca anlatmak zorunda değilsiniz — bu noktada pek çok danışan rahat bir nefes veriyor.</p>



<p>Seansta şu oluyor: Hedef anıyı zihinsel olarak tutuyorsunuz — o sahne, o duygu, o beden hissi. Aynı anda ben bir uyarım uyguluyorum: parmağımı takip eden göz hareketleri ya da ellere hafif dokunuşlar. Bu ikili odak — hem anı hem uyarım — beyne farklı bir işleme açıyor.</p>



<p>Arada &#8220;ne fark ettiniz?&#8221; diye soruyorum. Cevaplar çok farklı oluyor: Bazen yeni bir görüntü geliyor, bazen bedensel bir his değişiyor, bazen duygular dönüşüyor. Bu doğrusal değil — beyin kendi işleme yolunu buluyor. Ben yalnızca o süreci güvenli tutuyorum.</p>



<p>Seansların sonunda çoğu danışan şunu söylüyor: &#8220;O anı hâlâ hatırlıyorum ama artık o kadar ağır değil.&#8221; Tam olarak hedeflediğimiz bu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Göz Hareketi Ne İşe Yarıyor?</h2>



<p>Bu soruyu çok alıyorum. Tam mekanizma hâlâ araştırılıyor ama en güçlü teori şu: bilateral (iki taraflı) uyarım, REM uykusuna benzer bir işleme mekanizmasını aktive ediyor. REM uykusunda da beyin gün içinde yaşananları işler, duygusal yükü azaltır. EMDR benzer bir süreci uyanıkken tetikliyor.</p>



<p>Göz hareketi kullanmak zorunda değiliz. Bazı danışanlarda dokunma tercih ediyorum, bazılarında ses uyarımı. Yöntem kişiye göre seçiliyor — önemli olan bilateral uyarımın kendisi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kimin İçin EMDR Öneriyorum?</h2>



<p>Seanslarımda EMDR&#8217;yi en çok şu durumlarda kullanıyorum:</p>



<p><strong>Geçmişte kalan ama bitmeyen bir olay varsa.</strong> Trafik kazası, kayıp, şiddet, ani bir haber — zaman geçti ama o anın izi devam ediyorsa.</p>



<p><strong>Bedensel tepkiler sürdüğünde.</strong> Kalp çarpıntısı, donup kalma, kaçınma — kişi &#8220;mantıken biliyorum tehlike yok ama bedenimde yaşıyorum&#8221; diyorsa.</p>



<p><strong>Kaygının arkasında daha eski bir şey varsa.</strong> Panik atakları, sınav kaygısı veya sosyal fobi — bunların altında çoğu zaman erken dönem deneyimler var. EMDR o katmana ulaşıyor.</p>



<p><strong>Konuşmak yeterli gelmiyorsa.</strong> &#8220;Anlattım, anlattım ama değişmedi&#8221; diyorsanız, EMDR farklı bir kapı açıyor. Travma kelimelerle değil duyumlarla kodlanmış — oraya sözel olmayan bir yoldan gitmek gerekiyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bir Şeyi Net Söyleyeyim</h2>



<p>EMDR her durumda tek başına yeterli olmayabilir. Bazen önce stabilizasyon çalışması gerekiyor. Bazen EMDR&#8217;yi bilişsel davranışçı çalışmayla birleştiriyorum. Bazen danışan o gün anıya yaklaşmaya hazır değil — ve bu tamamen normal.</p>



<p>Her seans güvenli kapanışla bitiyor. Ortasında bırakmıyorum. Bu benim için pazarlık konusu değil.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bu Konuyla Çalışmak İster Misiniz?</h2>



<p>EMDR hakkında merak ettiklerinizi veya kendi durumunuzun bu yönteme uyup uymadığını konuşmak isterseniz, ilk görüşme bunun için.</p>



<p>Yüz yüze veya online olarak çalışıyorum. İlk adım bir mesaj kadar yakın. <a href="/iletisim">Buradan ulaşabilirsiniz</a>.</p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h3 class="wp-block-heading">İlgili Yazılar</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/travma-sonrasi-stres-bozuklugu-belirtiler">Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Belirtiler ve Tedavi</a></li>
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/travma-neden-gecmiyor-bedende-biraktiklari">Travma Neden Geçmiyor? Bedende Bıraktıkları</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travma Neden Geçmiyor? Geçmişin Bedende Bıraktıkları</title>
		<link>https://www.psikologcaksen.com/travma-neden-gecmiyor-bedende-biraktiklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyza Çaksen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 10:57:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Travma ve TSSB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.psikologcaksen.com/travma-neden-gecmiyor-bedende-biraktiklari/</guid>

					<description><![CDATA[Travma Neden Geçmiyor? Geçmişin Bedende Bıraktıkları Bir danışanım bir gün şunu söylemişti: &#8220;O olay üzerinden sekiz yıl geçti. Neden hâlâ bedenimde hissediyorum?&#8221; Soruyu sorduktan sonra duraksadı — sanki sekiz yıl boyunca bu soruyu hiç sesli söylememiş gibi. Bu soruyu ben de sık sık duyuyorum. Farklı kelimelerle, farklı yüzlerle — ama özünde aynı şaşkınlık. Zaman geçti, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Travma Neden Geçmiyor? Geçmişin Bedende Bıraktıkları</h1>



<p>Bir danışanım bir gün şunu söylemişti: &#8220;O olay üzerinden sekiz yıl geçti. Neden hâlâ bedenimde hissediyorum?&#8221; Soruyu sorduktan sonra duraksadı — sanki sekiz yıl boyunca bu soruyu hiç sesli söylememiş gibi.</p>



<p>Bu soruyu ben de sık sık duyuyorum. Farklı kelimelerle, farklı yüzlerle — ama özünde aynı şaşkınlık. Zaman geçti, neden geçmedi?</p>



<p>Cevap, irade ya da güç meselesi değil. Beynin travmatik deneyimleri nasıl kaydettiğiyle ilgili.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Beyin Travmayı Farklı Kaydeder</h2>



<p>Normal bir anı nasıl depolanır? Bir olay yaşarsınız, beyin onu işler, zaman içinde parlar ve soluklaşır. &#8220;O yaz tatilimiz vardı&#8221; dersiniz — duygusal yük çok ağır değildir artık.</p>



<p>Travmatik bir deneyimde bu işlem sekteye uğrar. Olay o kadar ezici gelir ki beyin bunu normal anı sistemine entegre edemez. Bunun yerine ham, işlenmemiş haliyle sinir sisteminde kilitlenir. Koku, ses, görüntü, beden duyumu — hepsi o anda donmuş gibi.</p>



<p>Bu yüzden tetikleyici bir şey karşılaştığınızda — bir araç sesi, belirli bir koku, benzer bir yüz — beyin o olayın olduğu ana geri döner. Sadece &#8220;hatırlamak&#8221; değil bu; tam anlamıyla o andaymış gibi hissetmek. Kalp hızlanır, nefes daralır, beyin tehlike sinyali verir. Olay sekiz yıl önce bitmiş olabilir. Ama sinir sistemi hâlâ orada.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Travma Bedende Ne Bırakır?</h2>



<p>Travma bir düşünce değil, bir beden deneyimidir. Bunu seanslarımda defalarca gördüm: Bir konu açılıyor, kişi konuşurken farkında olmadan omuzlarını topluyor, nefesini tutuyor, elleri masanın üzerinde sıkılaşıyor.</p>



<p>Beyin tehlikeyi kaydettiğinde beden harekete geçer — kaç, dön ya da don. Bu tepkiler olay anında hayat kurtarır. Ama travma işlenmediğinde bu tepkiler kronikleşir. Beyin hâlâ o modda çalışıyordur.</p>



<p>Gündelik hayatta bu şöyle görünebilir: sürekli teyakkuz hissi, küçük şeylere aşırı tepki, yorgunluk ki uyku bile dinlendirmiyor, belirli yerlerden veya insanlardan uzak durma — bunların neden böyle olduğunu tam açıklayamadan. Ya da tam tersi: duygusal bir uyuşukluk, hiçbir şeyin dokunmaması, kopukluk hissi.</p>



<p>Her ikisi de aynı şeyin farklı ifadeleri: sinir sisteminin kendini koruma altına alması.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&#8220;Geçti, Artık Düşünmüyorum&#8221; Neden Yeterli Değil</h2>



<p>Travmayla baş etmenin en yaygın yolu kaçınma. Düşünmemeye çalışmak, o konuyu açmamak, üzerinden atlamak. Ve kısa vadede işe yarıyor — o rahatsızlığı bir kenara itiyorsunuz.</p>



<p>Ama kaçınma, travmanın işlenmesini engelliyor. İşlenmemiş travma git giderek daha az tetikleyici gerektiriyor kendini göstermek için. Başlangıçta yalnızca kaza yeri yakınlarından geçmek zordu. Zamanla arabaya binmek zor olmaya başladı. Sonra sokağa çıkmak.</p>



<p>Bunu danışanlarıma şöyle anlatırım: Kaçınma kaygıya kısa vadeli bir rövanş kazandırıyor. Uzun vadede kaygı büyüyor.</p>



<p>Konuşmak da her zaman yeterli değil. &#8220;Anlattım, defalarca anlattım&#8221; diyen pek çok kişiyle çalıştım. Anlatmak önemli — ama travma kelimelerle değil, duyumlarla kodlanmış. Sadece sözel çalışmak bazen o duyumsal katmana ulaşmıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Travmayla Seansta Ne Yapıyorum</h2>



<p>Travmayla çalışırken en çok dikkat ettiğim şey şu: güvenli zemin olmadan ilerlememek. Kişi hazır hissetmeden, bir anının ortasına dalmak iyileştirmiyor — yeniden travmatize edebiliyor.</p>



<p>Bu yüzden ilk seanslar genellikle stabilizasyonla geçiyor. Güvenli alan egzersizleri, nefes çalışması, beden farkındalığı. &#8220;Şu an burada ve güvendeyim&#8221; hissini inşa etmek. Bunlar basite indirgenmiş teknikler değil — sinir sistemini düzenlemenin temel adımları.</p>



<p>Zemin kurulduktan sonra anının kendisiyle çalışmaya geçiyoruz. EMDR bu noktada en sık başvurduğum yöntem. Travmatik anının sinir sisteminde kilitlenme biçimini çözmek için tasarlanmış, araştırmalarla desteklenmiş bir protokol. Anıyı silmek değil — anının duygusal yükünü azaltmak ve onu geçmişe yerleştirebilmek.</p>



<p>Her seans güvenli kapanışla bitiyor. Kişi ağır bir yerde bırakılmıyor. Bu benim için pazarlık konusu değil — her seansın güvenli bitmesi şart.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bu Konuyla Çalışmak İster misiniz?</h2>



<p>Travma yüklü anılar bazen o kadar uzun süredir taşınıyor ki artık &#8220;bu benim bir parçam&#8221; gibi hissettiriyor. Değil. Ve bu yük bırakılabilir.</p>



<p>Eğer geçmişte yaşanan bir şey bugünkü hayatınızı hâlâ sınırlıyorsa — uyku, ilişkiler, bedensel tepkiler, kaçındığınız şeyler — bu bir zayıflık değil, işlenmemiş bir deneyimin işareti.</p>



<p>Benimle çalışmak isterseniz ilk adım bir görüşme. Baskı yok, taahhüt yok. Sadece bir konuşma. <a href="/iletisim">Buradan ulaşabilirsiniz</a>.</p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h3 class="wp-block-heading">İlgili Yazılar</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/travma-sonrasi-stres-bozuklugu-belirtiler">Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Belirtiler ve Tedavi</a></li>
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/emdr-seansinda-gercekte-ne-olur">EMDR Seansında Gerçekte Ne Olur?</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kendimi Kaybettim&#8221; Diyorsanız — Feyza Çaksen</title>
		<link>https://www.psikologcaksen.com/kendimi-kaybettim-psikolojik-tukenme-2/</link>
					<comments>https://www.psikologcaksen.com/kendimi-kaybettim-psikolojik-tukenme-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyza Çaksen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:24:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.psikologcaksen.com/kendimi-kaybettim-psikolojik-tukenme-2/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Kendimi Kaybettim&#8221; Diyorsanız — Feyza Çaksen &#8220;Kendimi kaybettim&#8221; diyen danışanlarım son haftalarda çok arttı. Seansa geliyorlar, oturuyorlar — ve tam olarak neyi anlatacaklarını bilmeden önce bu cümleyi söylüyorlar. &#8220;Feyza Hanım, kendimi kaybettim. Ne zaman oldu bilmiyorum ama artık ben değilim.&#8221; Bu cümleyi duyduğumda her zaman dikkatle duruyorum. Çünkü bu ifade çok şey taşıyor: yorgunluk var, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">&#8220;Kendimi Kaybettim&#8221; Diyorsanız — Feyza Çaksen</h1>



<p>&#8220;Kendimi kaybettim&#8221; diyen danışanlarım son haftalarda çok arttı. Seansa geliyorlar, oturuyorlar — ve tam olarak neyi anlatacaklarını bilmeden önce bu cümleyi söylüyorlar. &#8220;Feyza Hanım, kendimi kaybettim. Ne zaman oldu bilmiyorum ama artık ben değilim.&#8221;</p>



<p>Bu cümleyi duyduğumda her zaman dikkatle duruyorum. Çünkü bu ifade çok şey taşıyor: yorgunluk var, anlamsızlık var, bazen hafif bir panik de var. &#8220;Bu böyle mi kalacak?&#8221; sorusu da var altında.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&#8220;Kendini Kaybetmek&#8221; Ne Anlama Geliyor?</h2>



<p>Psikologlar olarak bu deneyime kimlik erozyonu ya da benlik bütünlüğünün bozulması diyoruz. Ama danışanlarım çok daha doğru tarif ediyor: &#8220;Sanki bir versiyonum var, o iş yapıyor, konuşuyor, gülümsüyor — ama ben içinde değilim.&#8221;</p>



<p>Bu hissin birkaç farklı kaynağı olabiliyor. En sık gördüklerim:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kronik tükenmişlik:</strong> Uzun süre başkalarına bakım veren, yüksek sorumluluk taşıyan insanlarda. Bir noktada &#8220;ben&#8221; nereye gitti?</li>

<li><strong>Büyük bir kayıp ya da değişim sonrası:</strong> Boşanma, iş kaybı, sevilen birinin ölümü. Hayat değişti ama içimizdeki kim olduğumuz henüz güncellenmedi.</li>

<li><strong>Uzun süreli bastırma:</strong> Yıllarca &#8220;iyi insan&#8221; rolünü oynamak, kendi ihtiyaçlarını sürekli geri planda bırakmak.</li>

<li><strong>Depresyonun sessiz yüzü:</strong> Bazen çöküntü değil, düzlük şeklinde gelir. Hiçbir şey heyecanlandırmıyor, hiçbir şey acıtmıyor da. Sadece boşluk var.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Neden Tam Şimdi?</h2>



<p>Bu soruyu her zaman soruyorum. Ve çoğu zaman cevap şu: &#8220;Yıllardır böyleydi ama artık idare edemiyorum.&#8221;</p>



<p>Yani aslında bu his aniden gelmiyor. Yavaş yavaş birikiyor. Ama bir tetikleyici oluyor — küçük bir şey bile olabilir — ve o ana kadar tuttuğunuz şey artık tutulamıyor. Seansa gelmek de çoğunlukla o tetikleyicinin hemen ardından oluyor.</p>



<p>Bu geç kalmak değil. Tam zamanı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Seanslarda Ne Yapıyoruz?</h2>



<p>Bu hisle gelen danışanlarımla ilk yaptığım şey acele etmemek. &#8220;Şimdi hemen kendini bul&#8221; baskısı yaratmak bu süreçte işe yaramıyor. Tam tersine, yavaşlamak işe yarıyor.</p>



<p>Birlikte şunu soruyoruz: Kim olmak seni rahatlatıyor? Hangi anlarda &#8220;ben buyum&#8221; diye hissediyorsun? Bu anlar küçük olabilir — tek başına kahve içmek, eski bir müzik parçası, ellerinle bir şey yapmak. Oradan başlıyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evde Deneyebileceğin Küçük Şeyler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Günde bir kez &#8220;ben ne istiyorum?&#8221; sorusunu sor.</strong> Cevap ne olursa olsun, küçük olsa bile, onu yap.</li>

<li><strong>Eskiden sevdiğin bir şeyi hatırla.</strong> Çocukken ne yapardın? O şeyi küçük bir formda hayatına geri getir.</li>

<li><strong>Bedenine dön.</strong> Kısa bir yürüyüş, soğuk su içmek, nefes egzersizi — beden üzerinden kendinize dönmek beklenenden hızlı çalışıyor.</li>

<li><strong>Performans beklentisini geçici olarak bırak.</strong> Şu an olduğun yerde durmana izin var.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Bu Hissedilmek İçin Var</h2>



<p>&#8220;Kendini kaybetmek&#8221; aslında bir şeyin bitmesidir. Ama bitmesi gereken bir şeyin. Yıllarca taşıdığınız bir rol, bir beklenti, bir &#8220;olması gereken ben&#8221; yorgunluktan çöküyor. Ve bu çöküşün ardından — yavaş, zaman alarak — farklı bir şey geliyor. Daha hafif. Daha gerçek.</p>



<p>Eğer &#8220;kendimi kaybettim&#8221; diyorsanız ve bu his birkaç haftayı geçtiyse, lütfen bunu yalnız taşımayın.</p>



<p>— Feyza Çaksen, Klinik Psikolog</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.psikologcaksen.com/kendimi-kaybettim-psikolojik-tukenme-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışıyorum, Yoruluyorum — Ama Bunu Neden Kimseye Söyleyemiyorum?</title>
		<link>https://www.psikologcaksen.com/calisiyor-yoruluyor-ama-kimseye-soyleyemiyor/</link>
					<comments>https://www.psikologcaksen.com/calisiyor-yoruluyor-ama-kimseye-soyleyemiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyza Çaksen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.psikologcaksen.com/calisiyor-yoruluyor-ama-kimseye-soyleyemiyor/</guid>

					<description><![CDATA[Çalışıyorum, Yoruluyorum — Ama Bunu Neden Kimseye Söyleyemiyorum? 1 Mayıs geldi. Sosyal medya doldu taştı: &#8220;Emekçilerin günü kutlu olsun&#8221;, karanfil fotoğrafları, &#8220;Çalışmak onurlu&#8221; paylaşımları. Klinik kapısı da doldu — ama farklı cümlelerle. &#8220;Yorgunum Feyza Hanım, çok yorgunum. Ama bunu kimseye söyleyemiyorum.&#8221; Bu cümleyi yılda en az birkaç düzine kez duyuyorum. Ve her seferinde aynı şeyi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Çalışıyorum, Yoruluyorum — Ama Bunu Neden Kimseye Söyleyemiyorum?</h1>



<p>1 Mayıs geldi. Sosyal medya doldu taştı: &#8220;Emekçilerin günü kutlu olsun&#8221;, karanfil fotoğrafları, &#8220;Çalışmak onurlu&#8221; paylaşımları.</p>



<p>Klinik kapısı da doldu — ama farklı cümlelerle.</p>



<p><em>&#8220;Yorgunum Feyza Hanım, çok yorgunum. Ama bunu kimseye söyleyemiyorum.&#8221;</em></p>



<p>Bu cümleyi yılda en az birkaç düzine kez duyuyorum. Ve her seferinde aynı şeyi merak ediyorum: neden söyleyemiyor?</p>



<h2 class="wp-block-heading">&#8220;Herkes Çalışıyor&#8221; Tuzağı</h2>



<p>Çünkü &#8220;herkes çalışıyor.&#8221; Bu cümle çok tehlikeli bir şey yapıyor: kendi yorgunluğunu geçersiz kılıyor.</p>



<p>Kliniğime gelen insanlar genellikle şunu söylüyor: &#8220;İşim var, maaşım var, çocuklarım sağlıklı. Şikayet etmem için hiçbir nedenim yok.&#8221; Ve bunu söylerken — gerçekten inanarak söylüyorlar.</p>



<p>Bu inanç nereden geliyor?</p>



<p>Çalışma kültürümüzde yorgunluk hâlâ bir zayıflık işareti. &#8220;Dayanıklı ol&#8221;, &#8220;şikayet etme&#8221;, &#8220;başkaları daha zor koşullarda çalışıyor&#8221; — bu mesajlar o kadar içselleştirilmiş ki, gerçek bir sinyal olan yorgunluk susturulmaya başlanıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tükenmişlik Şikayet Değil, Sinyal</h2>



<p>Burada net olmak istiyorum: tükenmişlik bir karakter zayıflığı değil. Uzun süre kronik stres altında çalışmanın, &#8220;hayır&#8221; diyememenin, kendini göz ardı etmenin kaçınılmaz sonucu.</p>



<p>Beyin yorulduğunda bir şey söylüyor: &#8220;Dur. Bir şeyler değişmeli.&#8221; Tükenmişlik o sinyalin yüksek sesli versiyonu.</p>



<p>Peki insanlar bu sinyali neden görmezden geliyor?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Çünkü yorgunluk yavaş birikir.</strong> Ani değil — aylarca, bazen yıllarca süren bir süreç. Ve her gün &#8220;bugün de idare ettim&#8221; diyerek ilerleniyor.</li>
<li><strong>Çünkü tatil bir çözüm gibi görünüyor.</strong> &#8220;Bir hafta izin alayım, geçer.&#8221; Ama tatil bitince aynı masa, aynı e-postalar, aynı bitkinlik geri geliyor.</li>
<li><strong>Çünkü &#8220;tükenmişlik benim için değil&#8221;.</strong> Tükenmişlik denince insanların aklına dramatik bir tablo geliyor. Kendi yorgunluklarının &#8220;o kadar&#8221; olmadığını düşünüyorlar.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Klinikte Bunu Fark Ettiğimde</h2>



<p>Seansın ortasında bazen duruyor ve şunu soruyorum: &#8220;Peki siz nasılsınız? İşiniz değil, siz?&#8221;</p>



<p>Çoğu kişi bu soruya hazır değil. Bir an duraklaması, gözlerini kaçırması, ya da tersine aniden çok şey anlatmaya başlaması — bu sorunun ne kadar nadir sorulduğunu gösteriyor.</p>



<p>Biz birbirimize &#8220;nasılsın?&#8221; diye soruyoruz ama &#8220;nasılsın&#8221; sorusu aslında &#8220;ne haber?&#8221; anlamına geliyor. Gerçek cevap beklemiyor.</p>



<p>Terapi alanında ise bu soruya gerçekten yer açılıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tükenmişlik Üzerine Kimseye Söyleyemedikleriniz</h2>



<p>İnsanların klinikte söylediği ama başka yerde söyleyemedikleri şeyler var:</p>



<p><em>&#8220;İşime gitmek istemiyorum. Ama bunu söylersem &#8216;karamsarsın&#8217; diyecekler.&#8221;</em></p>



<p><em>&#8220;Çocuklarımla vakit geçirirken bile başka yerlerdeyim. Bunu itiraf etmek zor.&#8221;</em></p>



<p><em>&#8220;Sabah kalktığımda &#8216;bir de akşama kadar hayatta kalmak var&#8217; diye düşünüyorum. Bu normal mi?&#8221;</em></p>



<p>Hayır, normal değil — ama yalnız da değilsiniz. Ve bu düşünceler bir zayıflığı değil, mevcut sistemin sürdürülemez olduğunu söylüyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">1 Mayıs&#8217;ta Kendinize Sormak İstediğim Soru</h2>



<p>Bu yıl 1 Mayıs&#8217;ta bir şey farklı sormak istiyorum:</p>



<p><strong>Çalışmanız iyi. Peki siz iyi misiniz?</strong></p>



<p>İşiniz değil — siz. Sabahları kalkma isteğiniz, gün içindeki küçük anlara bağlanabilmeniz, akşam eve döndüğünüzde hâlâ bir şeylere sevinebildiğiniz&#8230;</p>



<p>Bu soruların yanıtı &#8220;pek değil&#8221; ya da &#8220;bilmiyorum&#8221; ise — bu bir cevap. Ve bu cevapla oturmak, bir şeyin değişmesi gerektiğini anlamak için başlangıç noktası.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ne Zaman Destek Almalı?</h2>



<p>Tükenmişlik eşiğini geçmiş olduğunuzu gösteren bazı işaretler:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yorgunluk 4 haftadan uzun sürüyor ve tatil işe yaramıyor</li>
<li>İşle ilgili her şeyden duygusal olarak uzaklaştınız</li>
<li>Küçük şeylere büyük tepkiler veriyorsunuz, sabır eşiğiniz çok düştü</li>
<li>Fiziksel belirtiler eşlik ediyor: baş ağrısı, sık hastalanma, uyku bozukluğu</li>
<li>&#8220;Hiç olmasa&#8221; ya da &#8220;kaybolsam&#8221; düşünceleri gelmeye başladı</li>
</ul>



<p>Bu noktada birinin size &#8220;nasılsın&#8221; demesini beklemek yerine, siz birini arayabilirsiniz.</p>



<p>1 Mayıs emekçilerin günü. Ama emek yalnızca işte değil — kendinizi ayakta tutmak da bir emek. Ve bu emeği görmek, bazen yardım istemekle başlıyor.</p>



<p><em>— Feyza</em></p>



<h2 class="wp-block-heading">Sık Sorulan Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Tükenmişlik ile depresyon aynı şey midir?</h3>



<p>Hayır, ama birbirini besleyebilirler. Tükenmişlik öncelikle iş bağlamında ve çözülmemiş stres birikiminden kaynaklanır; depresyon ise hayatın tüm alanlarını etkiler. Tükenmişliğin altında ele alınmazsa depresyona dönüşme riski artar. Bu yüzden erken müdahale önemli.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Tükenmişlik için tatil yeterli midir?</h3>



<p>Kısa süreli yorgunlukta evet. Ama gerçek tükenmişlikte tatil genellikle yetmiyor; dönünce aynı yere dönülüyor. Çünkü sorun tatilsizlik değil — altındaki düşünce kalıpları, sınır koyamama ve kronik stres.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Tükenmişlik tedavi edilebilir mi?</h3>



<p>Evet, ve çok iyi sonuçlar alınıyor. Tükenmişliği besleyen örüntüleri — mükemmeliyetçilik, &#8220;hayır&#8221; diyememe, anlam eksikliği — terapi sürecinde anlamak ve değiştirmek mümkün. Erken başlandığında süreç çok daha hızlı işliyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Eşim ya da yakınım tükenmiş ama bunu kabul etmiyor, ne yapabilirim?</h3>



<p>Zorlayarak değil, merak ederek yaklaşın. &#8220;Sen nasılsın, gerçekten?&#8221; sorusu — ve ardından dinlemek — bazen profesyonel yardım kadar kıymetli bir kapı aralıyor. Eğer ciddi belirtiler varsa, psikologla görüşmeyi birlikte kararlaştırmak süreci kolaylaştırır.</p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h3 class="wp-block-heading">İlgili Yazılar</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/kendimi-kaybettim-psikolojik-tukenme">Kendimi Kaybettim: Psikolojik Tükenmişlik</a></li>
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/depresyonla-gelen-biri-seansa-oturduğunda">Depresyonla Gelen Biri Seansa Oturduğunda</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.psikologcaksen.com/calisiyor-yoruluyor-ama-kimseye-soyleyemiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk İstismarı Farkındalık Günü: Bir Terapistin Gözünden</title>
		<link>https://www.psikologcaksen.com/cocuk-istismari-farkindalik-terapist-gozunden/</link>
					<comments>https://www.psikologcaksen.com/cocuk-istismari-farkindalik-terapist-gozunden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyza Çaksen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.psikologcaksen.com/?p=980</guid>

					<description><![CDATA[Çocuk İstismarı Farkındalık Günü: Bir Terapistin Gözünden Bu hafta bir danışanım seansa geldiğinde &#8220;geçen gün haberdeydim, aklımdan çıkmıyor&#8221; dedi. Çocuk istismarıyla ilgili bir haberdi. &#8220;Nasıl yapılır bunu bir çocuğa?&#8221; diye sordu. Ben de ona dedim ki: bu soruyu sormak çok önemli. Çünkü çoğu kişi soramıyor. 28 Nisan Çocuk İstismarını Önleme Farkındalık Günü. Bu gün geçip [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Çocuk İstismarı Farkındalık Günü: Bir Terapistin Gözünden</h1>



<p>Bu hafta bir danışanım seansa geldiğinde &#8220;geçen gün haberdeydim, aklımdan çıkmıyor&#8221; dedi. Çocuk istismarıyla ilgili bir haberdi. &#8220;Nasıl yapılır bunu bir çocuğa?&#8221; diye sordu. Ben de ona dedim ki: bu soruyu sormak çok önemli. Çünkü çoğu kişi soramıyor.</p>



<p>28 Nisan Çocuk İstismarını Önleme Farkındalık Günü. Bu gün geçip gitmeden, terapist olarak içimden geçenleri paylaşmak istedim.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İstismar Çoğu Zaman Tanıdık Birinden Geliyor</h2>



<p>Klinikte en çok zorlandığım şeylerden biri şu: çocuklar çoğu zaman yabancılardan değil, güvendikleri insanlardan zarar görüyor. Bu gerçekle yüzleşmek hem aileler için hem de terapistler için ağır.</p>



<p>Ve bu nedenle çocuklar anlatamıyor. &#8220;İnanmayacaklar&#8221;, &#8220;aile dağılacak&#8221;, &#8220;benim suçum&#8221; gibi düşünceler susturuyor onları. Bazen yıllarca.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Davranış Değişikliklerini Ciddiye Alın</h2>



<p>Bir çocuk size bir şey söylemeyebilir. Ama davranışları konuşur. Şunlara dikkat edin:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Belirli bir kişiden ya da yerden açıklanamaz korku</li>

<li>Yaşa uygun olmayan cinsel bilgi ya da davranış</li>

<li>Ani içe kapanma veya ani saldırganlık</li>

<li>Uyku bozuklukları, yatağa ıslatma</li>

<li>&#8220;Ben kötü bir çocuğum&#8221; gibi kendini suçlayan ifadeler</li>
</ul>



<p>Bu belirtilerin tamamı olmak zorunda değil. Bir tanesi bile dikkatinizi çekiyorsa — bir uzmana danışın.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Anlattığında Doğru Tepkiyi Vermek</h2>



<p>Çocuğunuz size bir şey anlattığında o an çok kritiktir. Yanlış tepki — sorgulamak, inanmamak, paniklemek — çocuğu bir daha konuşmamaya itebilir.</p>



<p>Sakin kalın. &#8220;Bana söylediğin için çok cesursun&#8221; deyin. Sormayın, sadece dinleyin. Sonra bir uzmana danışın. Bu kadar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Terapide Ne Yapıyoruz?</h2>



<p>İstismara uğrayan çocuklarla çalışmak benim için en ağır ama en anlamlı süreçlerden. Çünkü doğru destekle bu çocuklar iyileşiyor. Kendini suçlamayı bırakabiliyor. Güvenebilmeyi yeniden öğrenebiliyor.</p>



<p>Terapi bir mucize değil. Ama zaman, güvenli alan ve doğru tekniklerle — travma işlenebilir, hayat devam edebilir.</p>



<p>Bugün bir çocuğun hayatında fark yaratmak istiyorsanız: dikkatli olun, dinleyin, inanın.</p>



<p>— Feyza Çaksen, Klinik Psikolog</p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h3 class="wp-block-heading">İlgili Yazılar</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/konya-cocuk-psikologuna-nasil-gidilir">Konya&#8217;da Çocuk Psikologuna Nasıl Gidilir?</a></li>
<li><a href="https://www.psikologcaksen.com/blog/cocuklarla-calismak-odada-biraktiklari">Çocuklarla Çalışmak: Odada Bıraktıkları</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.psikologcaksen.com/cocuk-istismari-farkindalik-terapist-gozunden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
