Depresyonla Gelen Biri Seansa Oturduğunda İlk Fark Ettiğim Şey

Depresyonla Gelen Biri Seansa Oturduğunda İlk Fark Ettiğim Şey

Yorgunluk. Sadece “yorgunum” değil — o kişi sanki çok uzun bir yolculuktan gelmiş gibi oturuyor. Bazen kelimeler az. Bazen çok — ama anlamsız bir akış gibi. Bazen gözlerde bir boşluk var, sesinizle değil de içinden bir yerden konuşuyor gibi hissettiriyorlar.

Depresyonla gelen kişilerde beni en çok çarpan şey bu oluyor: O yorgunluk. Sadece uyumadığı için değil. Bir süredir var olmak için çok çabaladığı için.

Depresyon “Üzgün Olmak” Değil

En yaygın yanılgı bu. Depresyon üzüntü değil — çoğu zaman hiçbir şey hissedememek. Bir uyuşukluk, bir boşluk. “Ağlamak istiyorum ama ağlayamıyorum” diyenler var. “Eskiden sevdiğim şeyler artık hiçbir şey hissettirmiyor” diyenler.

Bu fark önemli. Çünkü “neden bu kadar üzgünsün?” sorusu bazen yanlış sorudur. Daha doğru soru: “Neyi hissedemez hale geldin?”

Bir de şu var: Depresyon çoğu zaman bedensel gelir. Sabah kalkmak çok zor. Yemek yemek anlamsız. Baş ağrıları, mide sorunları, kronik bir yorgunluk — bunların bir kısmı organik bir nedene bağlı değil, depresyonun bedendeki yansımaları. Bu yüzden “sürekli yorgunum ama tıbben bir şey yok” diyen kişilerin ruh sağlığı değerlendirmesine ihtiyacı olabilir.

Seansın İlk Döneminde Ne Yapıyorum

Depresyonla gelen biriyle ilk seanslar çoğu zaman ağır geçiyor. Çok şey anlatılıyor ya da hiç anlatılamıyor. İkisi de normal.

Bu dönemde en çok dikkat ettiğim şey: zorlamadan güven inşa etmek. Depresyonda olan biri zaten çok enerji harcıyor — bir de terapi baskısı eklersem bu yük olur. İlk hedef güvenli bir alan. “Burada yargılanmıyorum” hissinin yerleşmesi.

Bir de erken dönemde davranışsal aktivasyon çalışmaları yapıyoruz. Büyük hedefler değil — küçük, somut adımlar. Gün içinde bir kez dışarı çıkmak. On dakika yürümek. Bir fincan çayı oturarak içmek. Bu basit görünüyor ama depresyonda motivasyon değil eylem önce gelir. Önce hareket, sonra his. Bunun tersi genellikle çalışmıyor.

Düşünce Kalıplarıyla Çalışmak

Depresyonun en sinsi yanı düşüncelere ne yaptığı. “Zaten beceremem”, “kimse umursamaz”, “böyle kalacak” — bu düşünceler gerçek hissettiriyor. Çünkü beyin çok yorgun ve olumsuz olana odaklanmak daha az enerji gerektiriyor.

Bu kalıplarla çalışırken yapmaya çalıştığım şey şu: O düşüncenin gerçek mi yoksa depresyonun ürettiği bir şey mi olduğunu ayırt etmek. Çoğu zaman ikinci. “Kimse umursamıyor” derken, birinin önemsediğinin kanıtları var mı hayatınızda? Bazen var — ama depresyon görmemizi engelliyor.

Bu çalışma anlık sonuç vermiyor. Ama zamanla o otomatik seslerin gücü azalıyor. Ve kişi yavaş yavaş o sese daha az inanmaya başlıyor.

Geçmişe de Bakmak Gerekiyor

Depresyonun altında çoğu zaman daha eski bir şey var. İşlenmemiş bir kayıp. Uzun süre baskılanmış bir öfke. Kendine yöneltilmiş bir suçluluk. Bu katmana sadece davranışsal çalışmayla ulaşmak yeterli olmuyor.

Bu yüzden gerektiğinde daha derin bir çalışmaya geçiyoruz. Bazen EMDR, bazen varoluşsal sorular. “Bu depresyon ne zamandan beri var? Hayatımda o dönemde ne olmuştu?” Cevaplar her zaman beklediğimiz yerde çıkmıyor. Ama çoğu zaman çıkıyor.

İlaç Meselesinde Ne Düşünüyorum

Bu soruyu çok alıyorum: “İlaç kullansam mı?”

Psikolog olarak ilaç yazmıyorum ve bu konuda karar verecek kişi psikiyatrist. Ama şunu söyleyebiliyorum: Orta ve ağır depresyonda terapi ile ilaç birlikte kullanıldığında sonuçlar çok daha güçlü. İlaç bazen o ilk enerjiyi sağlıyor — terapide çalışabilecek kadar. Terapi ise ilacın bırakılmasından sonra koruyucu etkiyi sürdürüyor.

İlaç kullanan danışanlarla terapi yapmak hem güvenli hem etkili. İkisi çelişmiyor — birbirini tamamlıyor.

Bu Konuyla Çalışmak İster Misiniz?

Depresyon “kendini toparla” ile geçmiyor. Ama geçiyor. Bu cümleyi ilk kez duyuyorsanız veya inanmakta zorlanıyorsanız — bu da normal. Depresyon tam olarak bunu yapıyor: iyileşmeye inanmayı zorlaştırıyor.

Eğer bu yazıda tanıdığınız bir şey varsa, ilk adım bir görüşme olabilir. Uzun bir taahhüt değil — sadece bir konuşma. Buradan ulaşabilirsiniz.


İlgili Yazılar

Scroll to Top