Çocuklarla Çalışmak — Odada Bıraktıkları
Bir çocuk ilk kez odaya girdiğinde genellikle iki şeyden birini yapıyor: Ya her şeye dokunuyor — rafları, oyuncakları, kum tepsisini — ya da kapıya yakın duruyor ve bekliyor. İkisi de bana çok şey anlatıyor.
Çocuklarla çalışmayı sevmemin en büyük nedeni bu: Onlar henüz nasıl saklanacaklarını tam öğrenmemiş. Yetişkinler yıllarca “iyi görünmeyi” prova etmiş olarak geliyor seansa. Çocuklar doğrudan geliyor — bazen öfkeyle, bazen sessizlikle, bazen oyunun içinden.
Çocuklar Konuşmak Yerine Oynar
“Çocuğuma ne olduğunu anlatmasını istesem de anlatamıyor” diyen ebeveynleri çok duyuyorum. Bu bir eksiklik değil — çocukların dili farklı. Duygularını kelimelerle değil, oyunla ifade ediyorlar.
Bir çocuk kum tepsisinde tekrar tekrar bir evi yıkıp yeniden kuruyorsa, bu boşta bir oyun değil. Annesiyle babasının boşanma sürecini işliyor olabilir. Oyuncak aslanı hep köşeye saklayan çocuk belki kendini öyle hissediyordur — tehlikeli, kovulacak. Bu temaları fark etmek, yorumlamak ve güvenli biçimde çalışmak; oyun terapisinin özü bu.
Ben seanslar sırasında yönlendirmiyorum. Çocuğun seçtiği materyale, kurduğu senaryoya, ürettiği kurallara bakıyorum. Neyi seçtiği, neyi seçmediği, hangi figürü daima köşede bıraktığı — bunlar çok konuşuyor.
Ebeveynler Genellikle Şaşırıyor
“Sadece oyun oynadı, ne değişecek ki?” sorusu çok geliyor. Haklı bir soru — dışarıdan bakınca öyle görünüyor.
Ama seanslar ilerledikçe ebeveynler şunu fark ediyor: Çocuk evde farklı davranmaya başlıyor. Öfke patlamaları azalıyor. Uyku düzeni oturuyor. Okula gitmekte zorlanmıyorsa kolaylaşıyor. Bu değişimler bazen hızlı, bazen yavaş — ama geliyor.
Çünkü oyun terapisinde çocuk bir şeyi işliyor. Kelimelerle yapamadığı ama oyunun güvenli alanında yapabileceği bir işleme. Ve bu işleme gerçek.
Ebeveyn Olmadan Çalışmak Eksik Kalıyor
Çocuklarla çalışmanın en zorlu kısmı şu: Çocuk klinikte değişiyor ama ev sistemi aynı kalıyorsa bu değişim kalıcı olmuyor.
Bu yüzden her 4-6 seanste bir ebeveynle görüşüyorum. Seansda neler olduğunu paylaşmıyorum — bu çocuğun güvenli alanı. Ama evde ne yapılabileceğini, hangi tepkilerin işe yaradığını, hangi sözlerin yük oluşturduğunu konuşuyoruz.
Bazen bu görüşmelerde şunu duyuyorum: “Ben de çocukken böyle hissettim.” O an çoğu zaman çok değerli bir kapı açılıyor. Çünkü ebeveynin kendi geçmişi, çocuğuna tepkilerini şekillendiriyor. Bunu fark etmek, değişimin önünü açıyor.
Odada En Çok Ne Bırakıyorlar
Yıllar içinde çocuklarla çalışırken şunu gördüm: En çok bıraktıkları şey güvensizlik. “Yetişkinler beni duymuyor”, “Ne hissetsem yanlış”, “Öfkelenince sevilmiyorum.” Bu inançlar küçük bedenler için çok ağır.
Ve şunu da gördüm: Bu inançlar değişiyor. Güvenli bir yetişkinin tutarlı varlığıyla, oyunun içinde verilen küçük mesajlarla — “burada ne hissedersen hisset”, “öfkelenmek de tamam”, “seni buraya getiren şey seni değersiz yapmıyor” — bu inançlar yavaş yavaş çözülüyor.
Bu değişimi izlemek; bu işin en güzel yanı.
Çocuğunuz İçin Destek Almayı Düşünüyorsanız
Çocuğunuzda bir değişim fark ettiniz — okul, uyku, öfke, içe kapanma. “Geçer mi?” diye bekliyorsunuz belki. Bazen geçiyor. Ama bazen erken bir adım çok şeyi kolaylaştırıyor.
İlk görüşmeyi çoğunlukla ebeveynle yapıyorum. Çocuğu tanımak, süreci planlamak ve sorularınızı yanıtlamak için. Buradan ulaşabilirsiniz.
